SASA 2025 yılı ilk çeyrek finansallarını açıkladı.
Net şekilde ifade edeyim, finansal sağlık üzerinde ciddi bir baskı görülüyor.
Detayına geçmeden hatırlatayım, Paramedya’da defalarca SASA’yı yazdım, Paramedya TV’de değerlendirdim.
Egzajere yani devasa yatırımların sonu müthiş olabileceği gibi, aynı zamanda gerek yatırım süreci itibariyle gerekse de yatırım tamamlandıktan sonra ciddi finansal ve faaliyet riski barındırır.
Diğer bir deyişle, yatırım sürecinde katlanılan finansal borçların getirdiği ağır yük ve takiben yatırımlar tamamlanınca artış gösteren sabit giderler; şayet projekte edilen hasılat ve karlılık sağlanamaz ise, Şirket’i içerisinden çıkılamayacak bir nakit akış problemiyle karşı karşıya bırakır.
Açıklanan üç aylık finansal bilgiler; cari durumda SASA’nın bu tür bir problemle karşı karşıya kalma riskine işaret ediyor.
Nasıl mı?
Kısa kısa yazayım.
Bir önceki döneme göre hasılat yüzde 39 azalarak yaklaşık 9 milyar TL’ye düşmüş.
Talep daralmasına işaret eden bu durum, yeni ünitelerle artacak kapasiteye karşı faaliyet hacminin aynı oranda artacağı konusunda şüphe yaratıyor. Atıl kapasite riskine işaret ediyor.
Brüt karlılık yüzde 24’ten yaklaşık yüzde 8’e düşerken bu durum ‘faiz, amortisman, vergi öncesi kâr-FAVÖK’da yüzde 55 oranında düşüş yaratmış.
Banka borçlarında azalama olmazken, finansal giderler artmış. Kısacası borçlanma maliyetlerinde yükseliş söz konusu. Borcun borçla çevrildiği anlaşılıyor ve her döngüde katlanılan finansman maliyetleri artış gösteriyor.
Neticesinde, SASA’nın finansal yapısında 1’in altına düşen cari oran keskin bir likidite sorununa işaret ediyor.
Nitekim bu olgu, SASA denetim raporunun 2 no’lu dipnotu olan ‘İşletmenin Sürekliliği’ kısmında net bir şekilde ifade edilmiş: 31 Mart 2025 tarihinde sona eren döneme ait konsolide finansal durum tablosunda, Grup’un kısa vadeli yükümlülükleri dönen varlıklarının yaklaşık 34,5 milyar TL üzerinde gerçekleşmiş.
Görünürde öz kaynaklar ile yükümlülükler dengesi yüzde 50’ye yüzde 50 şeklinde makul gibi dursa da; burada Uluslararası Muhasebe ve Finansal Raporlama Standartları kaynaklı ilkesel boşluklardan faydalanıldığının altını çizmek gerekiyor.
Ve özellikle bu kısmı denetçilerin iyi okuması lazım!
UFRS (Uluslararası Finansal Raporlama Standartları) çerçevesinde vergi teşvik geliri, gelecekte elde edileceği varsayılan kardan teşvik kapsamında ödenmeyecek vergi kısmını içeriyor.
Vergi teşvik gelirini yazmaya dayanak olan şey ise, bizzat yönetim tarafından yapılmış bir PROJEKSİYONDAN diğer adıyla FİZİBİLİTEDEN ibaret.
Yani SASA yönetimi ve onun iki dudağından çıkana onay veren güvenceden sorumlu denetçiler şöyle diyor: Gelecekte yatırımlar bitince şu kadar vergiye tabi kar elde edilecek, teşvik sayesinde şu kadar vergi ödenmeyecek, ödenmeyen vergi kısmını bugünden GELİR olarak finansallara yazıyoruz!
Nitekim her dönemde yapılan, bu dönemde de yapılmış.
Sürdürülen faaliyetlerden yaklaşık 2 milyar TL vergi öncesi zarar eden SASA, yaklaşık 3,4 milyar TL vergi teşvik geliri yazmak suretiyle dönem karı raporlayabilmiş.
Düşünün hasılat daralıyor, lakin sadece tahmine dayalı olarak öngörülen kar üzerinden vergi teşvik geliri yazılıyor! Öyle ki, denetçinin onayı ile yazılan 3,4 milyar TL’lik vergi teşvik gelirinin gerçeğe uygunluğunun sağlanabilmesi için SASA’nın yüzde 20 kurumsal vergisi oranı varsayımı ile ilerleyen dönemlerde üç aylık finansalda en az beş katı, yani yaklaşık 17 milyar TL kar elde etmesi gerekiyor. Gerçekleşirse ne ala lakin gerçekleşmezse yatırımcılar hukuki hakları olduğunun bilincinde olmalıdır!
İşin daha da enteresan bir noktası var.
Bu güne kadar yazılarak ertelenen vergi varlığı adı altında aktifleştirilen yaklaşık 55 milyar TL’lik vergi teşvik geliri yetmemiş olacak ki; bir de dönüp geçmiş yıllara ait yaklaşık 1,1 milyar TL’lik zararı da aktifleştirmişler.
Bunun sayesinde de toplam yaklaşık 57,6 milyar TL ertelenen vergi varlığı yazarak bilançoda aktifi artırmışlar.
Lakin tutarsız olan şu: Belli ki denetçi Şirket’in yatırımlarına yönelik gelecek projeksiyonunu kendi kendine şüpheli hale getirmiş!
Çünkü bir tarafta gelecekte ‘uçacağız kaçacağız’ anlamındaki yönetim tarafından sunulan kar öngörülerini dikkate alıp güvence veriyor ve vergi teşvik indirimlerini aktifleştiriyor, sonra da Şirket’in geçmiş yıl zararlarını da aktifleştirme yoluna giderek; şirketin gelecekteki karlılığını olası görmüyor.
Belli ki denetçi muhasebe yoluyla AKTİF ARTIRMAK istemiş! Yapmayın bu tutarsızlıkları!
Geçmişe zararı olan bir firmanın gelecekte kar beklentisi içinde olarak vergi teşvik gelirlerini aktifleştirmesi ne kadar mantıklı?
İşte bu tablo içerisinde nakit akış kısmına bakıldığında SASA, ilk üç aylık dönemde net yaklaşık 1,6 milyar TL’lik nakit çıkışıyla karşılaşarak; Nisan 2025 ayına sadece 595 milyon TL’lik nakit ve nakit benzerleri ile başlamıştır.
Nakit akışı üzerindeki bu ciddi baskı önemli bir risk teşkil etmektedir.
Kısaca mevcut borç yükü, yeni borçlanma ve kredi yapılandırma ile döndürülmüştür.
Mevcut faaliyet karlılığı ve faaliyetlerden nakit akışı ise mevcut tabloda borç yükünü çevirmek için yeterli görünmemektedir.
Denetçi, ‘İşletmenin Sürekliliği’ dipnotunda ‘Grup, finansal, operasyonel faaliyetlerini ve yatırım harcamalarını karşılamak amacıyla finansman sağlayarak 2025 yılı Nisan ve Mayıs aylarında toplam 13.572.670 TL tutarında kredi kullanmıştır. Ortaya çıkan finansal gereklilikler yeni banka kredisi, mevcut kredi olanaklarının devri ve ortaklar tarafından sağlanan teminatlar gibi likidite yöntemi için uygun araçların kullanılmasıyla karşılanmaktadır’ diyerek topu üzerinden atmak istemiştir.
Ama bence yeterli değildir!
Yeni kullanılan kredilerin maliyetini altı aylık ve yıllık finansallarda göreceğiz…
Belli ki büyük olasılıkla denetçi, hakim ortaktan taahhüt mektubu almıştır.
Lakin yatırımların gelecek karlılığı projeksiyonlarına güvence vererek denetim riskini görmezden gelmiş olabilir.
Bu ise onu doğrudan sorumlu kılar…
Son kelam şudur: Eğer bu yatırımların projekte edilen ilerideki karlılıkları gerçekleşmezse, adeta yer yerinden oynar.
Sevgi ve vicdanla kalın…
Prof. Dr. Soner GÖKTEN





