Genel Müdür TCMB Başkanlığına yeni atanan Rüşdü Saraçoğlu’nun odasına girdi, masasına yaklaştı. Birkaç gün önce imza için Başkana getirdiği bilançoyu sordu. “Günaydın Başkanım, Bankamızın bilançosunu inceleyebildiniz mi?”. Başkan “Günaydın!” diyerek Genel Müdüre gülümsedi. “Evet, inceledim ama hiçbir şey anlayamadım”. Cevabında samimi, açık ve netti. Başkan gerçekten bilançodan bir şey anlamamıştı. Ona göre, TCMB’nin bilançoları neredeyse kasıtlı olarak, anlaşılmamak için hazırlanan ve birçok şeyin neredeyse kasıtlı olarak gösterilmediği dokümanlardı. Bilançonun üçte biri “Diğer Aktifler” ve “Diğer Pasifler” den oluşuyordu.
Bu diyalogdan sonra, geçen üç yıl içinde TCMB bilançolarının şeffaflaşması için çok önemli adımlar atıldı. Bilançonun sunumu üç dört kez değişti. Bu değişiklikler sonrasında “diğer” adı altında ne olduğu bilinmeyen kalemler asgariye indi. TCMB bilançosu şeffaf ve anlaşılabilir bir hale getirildi. Saraçoğlu’na göre bir merkez bankası, bilgilendirmede şeffaflık sağlayarak, neler yaptığını kamuoyuna açıkça anlatarak kamuoyunun desteğini sağlayabilirdi.
Saraçoğlu’nun yaklaşık 6 yıl süren başkanlık döneminde (23 Temmuz 1987- 2 Ağustos 1993) yaptığı tek olumlu değişiklik TCMB bilançosunun şeffaflaştırılması değildi.
TCMB’nin bugünkü sistemlerinin mimarı
Rüşdü Saracoğlu, bugün TCMB’de merkez bankacılığı ve para politikası adına çalışan pek çok sistemin mimarıdır. Bankanın kurumsal yapısında pek çok değişikliğin liderliğini yapmıştır. Örneğin; her gün kullanılan ve Türkiye ekonomisi için çok önemli bir sistem olan Elektronik Fon Transferi Sistemi (EFT) onun döneminde yapılan çalışmalarla hayata geçirilmiştir. 1 Nisan 1992 tarihinde faaliyete geçen sistem daha bir yıl geçmeden Türkiye’nin gayri safi milli hasılasını devredecek düzeye getirilmiştir. Bu proje TCMB’nin dünyada öncü konumda olduğu önemli projelerden biridir. Çünkü, 1989 yılında TCMB’de EFT sisteminin kurulması kararı alındığında dünyada bu yapıya sahip üç merkez bankası vardı: Federal Rezerv, Japonya Merkez Bankası ve İsviçre Merkez Bankası. Dolayısıyla, bu projenin Türkiye’ye ne yarar sağlayabileceği de pek açık değildi. Belki de bu nedenle Bankalar Birliği kendisine teklif edilen bu projeyi kabul etmemiş, bu yatırımı yapmak istememişti. Saracoğlu yönetimi TCMB’nin teknolojide öncü olması gerektiği düşüncesiyle projeyi üstlenmişti. Bankanın 1960’lı yıllarda başlayan bilgi işlem faaliyetlerinin bir genel müdürlük çatısı altına alınması da Saracoğlu döneminde gerçekleşmiştir.
80’li yıllar Türkiye ekonomisinin liberalleşmesi ve piyasa ekonomisine dönüşmesi yönünde önemli adımların atıldığı bir dönemdi. Bununla birlikte döviz, para veya devlet iç borçlanma senetlerinin alınıp satılabileceği piyasalar mevcut değildi. Ortada TCMB dışında böyle bir sistemin oluşturulması için gerekli adımları atabilecek başka bir kurumsal yapı da yoktu. Bu konuda öncülüğü Saracoğlu liderliğindeki TCMB üstlendi.
Saracoğlu’nun TCMB başkanlığına atanmasından kısa bir süre sonra Ulus’un merkezinde bulunan Ankara Şubesi’nin üçüncü katında Para Piyasaları Fon Yönetimi Genel Müdürlüğü’nün temelleri atıldı. Ekim 1987’de birkaç kişisel bilgisayar, telefon ve çok iyi yetiştirilmiş, tutkulu motivasyonu yüksek bir personel kadrosu ile bir “garage start up” görünümünde faaliyete başladılar. Birkaç yıl sonra Şubeden ayrılarak yine Ulus’ta bulunan İdare Merkezi’nin 12. katında o günlerin şartlarına göre teknik bakımdan son derece iyi donatılmış, etkileyici ve havalı ofislerine geçtiler. Söz konusu genel müdürlük TCMB’nin operasyonlarının kalbi haline geldi. TCMB’nin fiyat istikrarı konusunda en başarılı iki başkanı olan Süreyya Serdengeçti ve Durmuş Yılmaz ile merkez bankacılığının operasyonel yönlerini çok iyi özümsemiş pek çok üst yöneticisi bu genel müdürlükte yetiştiler.
Saracoğlu, TCMB’nin bankaların finansal bakımdan ne durumda olduklarını bilmesine karşıydı. Ona göre merkez bankaları finansal istikrar konusunda sorumluluk almamalıydı. Eğer alırlarsa kendilerini fiyat istikrarını korumaktan ziyade finansal sistemin açıklarını kapatmakla uğraşırken bulacaklarından korkuyordu. O nedenle finansal istikrar sorumluluğunun TCMB dışında bir kuruma verilmesinden yanaydı. Bu görüşlerine karşın, TCMB’de 1986 yılında kurulan bankalar gözetim sisteminin olağanüstü bir şekilde gelişmesi ve son derece yetkin bir kadronun oluşturulması onun döneminde gerçekleşti. Bir süre sonra BDDK kuruldu ve TCMB’nin gözetim ekibi bu kurumun çekirdek kadrosunu oluşturdu.
90’lı yıllara gelindiğinde kurumsal gelişimin meyvelerinin toplanması girişimleri başladı. TCMB’nin asli görevlerine odaklanması, fiyat istikrarını sağlama görevinin ön plana çıkması, TCMB’nin bağımsızlığı Türkiye ekonomisi gündeminde ağırlık kazanmaya başladı. Yine o dönemde başlattığı “Para Programları” içerikleri, şeffaflıkları ve anlaşılabilir olmaları nedeniyle çok önemlidir ve her dönem için örnek gösterilebilir.
Saracoğlu, Başkan Yardımcıları yönünden çok şanslıydı. Ercan Kumcu, Bediz Demiray, Hasan Ersel, Kadir Günay ile çok uyumlu çalıştılar. Başkan Yardımcılarının TCMB içinde deneyim sahibi olduktan sonra bu görevlere atanmasına büyük önem verdi.
Saracoğlu’nun başkanlığı döneminde TCMB’nin eğitim programları Hasan Ersel ve Ülkü Özgüler’in uyumlu çalışmalarıyla personelin merkez bankacılığı alanında yetişmesine büyük katkı sağladı. Personelin daha iyi koşullarda emekli olması için önemli çalışmalar yapıldı.
Türk Parasının konvertibl olmasına ısrarla karşı çıkmıştı
Rüşdü Saracoğlu’nun kendisinin TCMB başkanlığına atanmasını sağlayan, dönemin Başbakanı Turgut Özal ile ilişkileri çok iyiydi. Buna karşın, Özal’ın öneri ve talimatlarını eleştirel bir gözle inceliyor ve itirazlarını rahatlıkla Başbakana iletebiliyordu. Özal’ın siyaseten en önemli hedeflerinden biri Türk parasını konvertibiliteye geçirmekti. Buna karşın, Saracoğlu, TCMB kurmayları ve Hazine yetkilileri konvertibiliteye yani sermaye hareketlerinin serbest bırakılmasına karşıydılar. Karşı çıkmalarının en önemli nedeni ise bütçe açıklarıydı. Özal kendisine yapılan itirazlara karşı sabırla açıklamalar yapıyordu. Sonunda, Başbakan fazlaca bunalmış olacak ki, bir akşam geç saatlerde TCMB başkanını yanına çağırdı ve konvertibilite konusunu açtı. Saracoğlu’na “Bak sana bir şey söyleyeceğim, Türk parasının konvertibl olması siyasi bir karardır. Artık bu siyasi kararı benimle tartışmayın, çünkü siyasetçi benim, siyasi kararı ben veririm. TCMB olarak size düşen görev, benim yarın alacağım bu siyasi kararı hayata geçirmeniz ve başarılı kılmanızdır, sizin göreviniz budur”. dedi ve ilave etti: “Ben sizin işinize karışmıyorum. Siz de benim işime karışmayın, siyasi karar almaya kalkmayın”.
Saracoğlu bu değerlendirmeyi kabul ederek Türk Lirası’nın konvertibl olması için gerekli teknik adımları başlattı. Saracoğlu, Türk Lirası’nın konvertibl hale gelmesinde, 32 sayılı Kararname’nin uygulanması ve bu sürecin yönetilmesinde önemli bir rol oynamıştır. TCMB Başkanı olarak, para politikalarının şekillendirilmesi, piyasa mekanizmalarının düzenlenmesi ve finansal istikrarın sağlanması gibi konularda aktif rol alarak, Türk Lirası’nın konvertibilitesinin başarılı bir şekilde hayata geçirilmesine katkıda bulundu.
Rüşdü Saracoğlu, halihazırda Türkiye’nin iktisadi tarihinde derin izler bırakan bir Merkez Bankası başkanı olarak, akademik alt yapısı, liberalleşme, kurumsallaşma, kurumsal dönüşüm, kurumsal bağımsızlık ve enflasyonla mücadele konularındaki katkılarıyla “efsane başkan” olarak anılmaktaydı. Ölümü bu durumu değiştirmeyecek. Türkiye ekonomisinin gelecekteki ihtiyaçlarına yönelik dönüşümlerin öncüsü ve vizyoner bir lider olarak anılmaya devam edecek.






