Finansal ekosistemin paydaşları pozisyonlarını almıştı.
Başta BANKALAR…
Zaten hep söylediğim gibi, bu faiz indiriminin maksadı bankaları kurtarma operasyonu.
Borsacılar fırsatı bildi, doldurdu boşalttı.
Tahvilde ise çaresiz yalnızlık vardı…
Bankalarımız KAR YAZMAK uğruna girdi de girdi lakin yabancı gelmedi.
Olsun, neye niyet neye kısmet misali boş durmadılar: Kimler? Emlak lobileri, inşaatçılar, sözüm ona üretim veya ticaret düşünen görünümlü (liyakatlileri tenzih ederim) enflasyondan beslenen iş insanları…
Film arasından sonra, yani iki aylık aradan sonra yapılacak Para Politikası Kurulu temkinli olmayı gerektirdi…
Merkez bankası üyeleri de nefes alacaklar, belki de aileleriyle tatile gidecekler.
Hak ettiler de…
Anlatayım.
Birileri 250 bp dedi, bir kesim 19 Mart öncesine dönülür dedi, aşırılar yani NAS’çılar ise faiz indirimi beklentisini 750 bp’ye kadar çıkarttı…
Hal böyleyken Merkez bankası politika faizini, yani haftalık borç verme faizini 300 bp indirerek yüzde 43’e çekti…
HERKES ŞOK!
Ve tam bir kara mizah komedisi…
Öyle ki niye 250 bp veya niye 350 bp değil?
Açık konuşayım, Merkez Bankası bildiğiniz PAS GEÇTİ!
Ve büyük bir siyasi romantizm sergiledi…
HELAL OLSUN!
Kimse şu an eleştiremez, sorgulayamaz…
Kaba tabirle Merkez Bankası GAZ ALDI!
Faiz koridorunun üst bandı kaç? Yüzde 46…
Likiditeyi sıkılaştırdı mı, HOP DİYE FAİZ yüzde 46’da sabitlenir.
Ah be değerli ekonomistler, şaşırıyorum size…
Faiz koridorunda yönetilen Türkiye’yi hala gecelikten haftalığa çekmek nasıl bir sığlıktır.
Merkez Bankası yalnız.
Baskı var üzerinde.
Ülkenin yarınının gündemi hareketli.
Bu halde haftalık öngörü mü var?
Dedim ya siyasi romantizm…
Merkez Bankası’nda bu var!
Daha doğrusu AKILLI İNSANLAR var.
Oyunu kuralına göre oynuyorlar lakin daha ne kadar rasyonel kalabilecekler merak ediyorum?
Hele ki temmuz enflasyonundan korkarlarken…
Sevgi ve vicdanla kalın…
Prof. Dr. Soner GÖKTEN





