Geçtiğimiz günlerde TEM Otoyolu’nda yaşanan bir olay, adeta bu cinnet halinin fotoğrafı gibiydi. Bir sürücü, sadece selektör yaptığı için karşısındaki sürücüyü bıçaklayarak öldürdü. Trafikte yol isteme gibi sıradan bir gerilim, onlarca bıçak darbesiyle bir cinayete dönüştü.
Farkında mısınız?
Sokakta, trafikte, markette… İnsanlar patlamaya hazır birer bomba gibi dolaşıyor. En ufak bir kıvılcımda öfke kontrolsüz bir şekilde dışa vuruluyor. O kadar ki, artık sıradan tartışmalar bile cinayetle sonuçlanabiliyor.
Marmaris’te bir teknede yaşanan vahşet ise bir başka örnek. Dört kişi, genç bir erkeğe kürekle defalarca vurup öldürdü. Antalya’da ise bir çiçekçi, internet sitesinden fotoğraf aldığı gerekçesiyle rakibini tek yumrukla yere serdi; ardından öfkeyle tekmelemeye devam etti.
Hatta market sırasında bile bozuk para verdiği için çıkan tartışmada bir müşteri ağır şekilde yaralandı. Bu sadece birkaç örnek. Her gün Türkiye’nin dört bir yanından benzer haberler geliyor.
Peki ne oldu bize?
O meşhur “hoşgörülü Türk insanı” nereye kayboldu?
Bana kalırsa bu ruh halinin tek bir nedeni var: Derinleşen ekonomik kriz.
İnsanlar artık hayat pahalılığını, geçim derdini, umutsuzluğu kaldıramıyor. Aileyi ayakta tutmak zor, geleceği hayal etmek neredeyse imkânsız.
Bir yandan işsizlik, bir yandan barınma krizi… Artık bırakın ev sahibi olmayı, insanlar kiralık ev bulamıyor. Bulsalar bile kira maaşın iki katı. “Nas” ile başlayan bol para dönemi, Türkiye’yi tarihin en ağır ekonomik bunalımına sürükledi.
Mehmet Şimşek’in uyguladığı kemer sıkma politikaları, halkın sırtındaki yükü daha da artırıyor. İktidarın geçmişte kendisi hakkında söylediği sözleri unutmamış gibi, şimdi onların siyasi bedelini halk ödüyor.
Artan vergiler, düşen alım gücü, gıdaya erişimin zorlaşması… Bugün Türkiye’de gençlerin, çalışanların, emeklilerin, hatta çocukların bile yarına dair bir umudu kalmadı.
Toplumun ruh hali, barut fıçısı gibi.
Ve bu fıçı, her gün biraz daha ateş alıyor.
Bu yüzden diyorum ki:
Sakın kimseyle tartışmayın.
Sakın sinirinize yenilmeyin.
Yoksa ya mezarlıkta, ya da hapiste bulursunuz kendinizi.
Unutmayın, bu cinnet halinin sebebi siz değilsiniz.
Ama sonuçlarına siz katlanırsınız.
İktidar gitmiyor, bari siz aklınızı ve canınızı koruyun.






