Ve sonunda olan oldu.
Aylardır hem burada hem Paramedya’da defalarca uyardığım tablo, artık resmiyet kazandı:
BORLEASE OTOMOTİV ÇÖKTÜ.
Halka arz sürecinden önce yazdığım değerlendirmelerde “Bu şirket iflas edebilir, dikkat edin” demiştim.
Bugün gelinen noktada, o uyarıların bir “kötümserlik” değil, bilanço okumasının doğal sonucu olduğu daha net görünüyor.
Şirketin 446 milyon TL’lik tahvil ödemesini gerçekleştirememesi, yalnızca bir ödeme aksaması değil; zincirin en kritik halkasının kopması anlamına geliyor.
Hisse fiyatı sadece iki ay içinde 33 TL’den 3,58 TL’ye geriledi. Sonuç: yatırımcı yaklaşık yüzde 89 zararla baş başa kaldı. Bu tabloya “yazıklar olsun” dememek elde değil.
Hikâyenin başına dönelim: Halka arz bir kurtuluş değil, erteleme miydi?
Borlease, 19 Ekim 2023 tarihinde borsada işlem görmeye başladı. Halka arzdan önce buradan yaptığım analizde, şirketin borç yükünün olağanüstü ağır olduğuna ve yapısının bozuk olduğuna özellikle dikkat çekmiştim.
Bu kadar yüksek borçlulukla halka arza çıkmanın, çoğu zaman “büyüme hamlesi” değil “iflastan kaçış manevrası” olduğunu finans bilen herkes görür.
Üstelik altını çizdiğim kritik nokta şuydu: Şirketin bilançosu o kadar kötü durumdaydı ki halka arz, şirketi kurtarmayacaktı.
En iyi ihtimalle, sadece iflası erteleyecekti. Görünen o ki halka arzdan gelen para şirketi yaklaşık iki yıl ayakta tutmaya yetti. Şimdi ise o süre doldu; gerçeklerle yüzleşme başladı.
“Bir kerelikti” denilen sinyaller büyüdü
Süreç içinde başka uyarı işaretleri de geldi. Birkaç ay önce ödenemeyen çekler nedeniyle kredi notu düşürüldü. O dönemde de açıkça söyledim: Bu şirket iflas sinyali veriyor.
Patronun, yani Bor Holding ve sahiplerinin “elini taşın altına sokması” gerekiyor.
Ama olmadı.
Patronun yaptığı tek şey, hisse satıp sermaye avansı olarak şirkete koyması oldu. Ne yaratıcı fikir ama değil mi.
Kamuoyuna “o çek meselesi bir kerelikti, yanlış kayıt yapıldı” minvalinde açıklamalar yapıldı, kredi derecelendirme kuruluşu üzerinde baskı kuruldu, “gözden geçireceğiz” gibi yuvarlak ifadelerle konu geçiştirildi.
Ardından Borlease’in bankaların kapısını çalıp yapılandırma arayışına girdiği duyuruldu. Fakat sonrasında ciddi bir ilerleme, şeffaf bir takvim ya da güven veren bir plan görmedik.
Ve nihayet bugün: Tahvil ödemesi yapılamadı.
Yatırımcı için “cehenneme giden yol” adım adım döşendi
Yatırımcı açısından acı olan şu: Bu sonuç bir anda gelmedi. Adım adım, göz göre göre geldi. Halka arz öncesi borçluluk, ardından çek krizi, kredi notu düşüşü, “bir kerelikti” açıklamaları, yapılandırma söylentileri… Her taş yerli yerine kondu ve yatırımcı, çoğu zaman umutla beklerken zararın derinleştiğini izledi.
Borlease’in çöküşü sürpriz değil; gecikmiş bir bilanço gerçeği.
Hâlâ bir umut var mı?
Evet, hâlâ bir umut var. Ama bu umut yatırımcının “sabır” kapasitesinde değil; patronların kararında.
Borlease’in sahipleri—iki ortak, iki patron—artık net bir tercih yapmak zorunda: Ya sermaye koyup şirketi ayağa kaldıracaklar ya da bu tablo daha da ağırlaşacak.
“Pamuk eller cebe” dememin sebebi bu. Çünkü yatırımcı zaten yüzde 90’a yakın zarar etmiş durumda. Bu saatten sonra laf değil, kaynak; beklenti değil, somut plan gerekiyor.
Şirketi kurtarın. Batırmayın.
Sevgiyle kalın.






