Sebep Siyaset, Sonuç Felaket
Çok değerli okuyucularım yazmayı ve gündemi takip etmeyi çok seviyorum. O kadar çok düşünce beynimde bir nörondan diğerine koştu ki ben düşüncelerime yetişemedim ve inanın nereden başlayacağımı da bilemedim. Çünkü mesele tek bir olay değil, tek bir kriz de değil. Üst üste bulut yığınları gibi kümelendiler; üzeri örtülenler, normalleştirilenler, “alışın artık” denilenler… Uyuşturucu operasyonları, karanlık ilişkiler, medyada patlayan dosyalar ve hepsinin ortak paydasında aynı kelime: liyakatsizlik. Ağızlara sakız oldu biliyorum ama başka bir sebep yok. Olan bitenin tek açıklaması bu.
Siyasetteki liyakatsizlik artık başlı başına bir kategorileşme yaşıyor adeta bir makale gibi sayfa sayfa alt başlıklarla sıralanabilir hale gelmiş.
- TBMM içindeki mevki, konum ve maaş liyakatsizliği.
- Milletvekili liyakatsizliği.
Alt başlıklara girince tablo daha da netleşiyor.
Siyasi parti grubu değişiklikleri, hem emekli hem aktif milletvekilliği maaşı alan 1928 – 1945 silent yani sessiz grup – 1946 – 1964 Baby Boomers yani analog dijital grup, yetmezmiş gibi kurumların yönetim kurullarından ek gelir sağlamaları… Çocuklarını “millete faydalı olsunlar” diye Meclis’te işe almaları. Tabii ki her şey millet için. Buna artık hepimiz aşinayız, her dönem seçilmiş, her dönemi yaşamış vekillerimiz ile geldiğimiz şahane Türkiye profili: enflasyon işsizlik dünya sıralamasındaki yerimiz vize sorunları, ihracat ve ithalatın durumu (yurt dışı telefonları ek vergiler ötvler dünya ile uyumlu araç fiyatları:)
Üniversitelerdeki liyakatsizlik ve siyasetin şekillendirdiği üniversitelerimiz dünya sıralamasındaki hızlı düşüşü 😊ise başka bir perde. Adrese teslim kadrolar, tıp fakültesine veterinerlik bölümünden dekan atamalar… Belki de farklı açılardan insanla hayvanı kıyaslayabilmek adına bilime katkı sağlamaya çalışmıştır büyüklerimiz, kişiler değil konumuz belki çok başarılı SCİ ‘li yayınlarla doludur makaleleri ile analizleri ile önemli hocalarımız olabilirler sadece Tıp fakültesi için bir Tıp fakültesi hocası tercih edilmesi daha doğru olmaz mıydı diye sadece düşünüyorum belki de fazla düşünüyorum belki de düşünmemeliyiz ….Büyüklerimiz yerimize düşünmüş ve eşini oğlunu kardeşini atayan facebookta gururla kendi atamasını yazan bu kadrolardan yeni bir Yuval Noah Harari çıkacaktır. Sapiens’ten ilham alınmışlar bir Neksusta Türkiye’den çıkacaktır. Zaten yakında Harari’nin bir webinarı var, haberiniz olsun. Her şey millet için.
Beni ve birçok insanı asıl yaralayan ise milletvekillerinin, seçildikleri parti kadrolarından iktidar partisine bağıra bağıra geçmeleri oldu.Bu geçiş AK Parti’den CHp’ye veya MHP ‘ye de olsa aynı hüznü yaşardım. Ak partiye geçtiklerine sevinilmesinin nedeni Ak partyi içinde de bence sadece anayasanın değişimi için katalizör görevi olmaları olacak. Ara eleman kadrosunu sağlamış olan tampon vekiller sayesinde istedikleri anayasal değişimi sağlanmış olacak.Ak partininde bu tampon vekillere güveni olmadığına eminim, halk da yanar döner bu durumu çok sahiplenmemiştir. Ama CHP daha çok düşünmeli bu konuyu.
Devlet aklına ihtiyaç var hele muhalefet için daha da çok ihtiyaç var; ak partinin kurduğu oyun içerisinde bir ileri iki geri gidiyorlar. Oyunu kurgulayan yine iktidar. CHP vekilleri sadece görevlerinin İmamoğlu davası olduğunu düşünüyor olması muhalefeti yine seçim mağlubiyetine götürecektir.
CHP hâlâ takım tutar gibi oy veren bir kitle olduğu için çok şanslı. Ancak uzun vadede bu da değişecektir. Özgür Özel’in köklü bir değişime gitmesi şart. Seçilenlerin parti meclisinde seçimle belirlendiğini biliyoruz ama bu seçimi yapanların da kendi çıkarlarına göre hareket ettiği ortada.
Asker selamı veren, Sayın Erdoğan’a olan sevgisini ezelden beri olduğunu dile getiren birinin CHP’de bugüne kadar nasıl kaldığı ve seçime nasıl ve neden girdiğini biri bize anlatsın…Bugüne kadar hiç renk vermemiş olması mümkün mü? Eğer bu fark edilemiyorsa, içerideki kişileri yönetemeyen devleti nasıl yönetsin? CHP daha çok dövülür halı gibi üstünde günlerce tepinilse yeridir, seçmen haklıdır. Partide daha çok su akacaktır.
AK Parti ise seçim sattı mahalinde adım adım yolunu yürüyor. Seçim sihirbazı Erdoğan, belki bir dönem daha iktidarda yerini koruyacak. CHP’nin ise acilen kadrolarıyla toplanıp ekonomi, sağlık, tarım, turizm ve savunma sanayi başlıklarında ne yapacağını anlatması gerekiyor. Kürt politikası çizgisini İyi parti ve zafer partisi gibi net bir çizgiye oturtmalı. Suriye’de yaşananlar üzerinden siyaset yapılmamalı. İktidarla normalleşme eyilimi ne demek anlayamıyor halk.El sıkışıp birlikte mi seçime girecekler? CHP partiyi cumhurbaşkanı adayı krizinden ülkeyi çıkarmalı ve bu ekonomik kaosta, ülkeyi toparlayabilecek güçlü bir aday için çalışıldığını halka net biçimde göstermeli.
İmamoğlu bir adaydı. Ancak diploması hukuken iptal edilmiş birinin, “önce hukuk” diyorsa, diploma iptal davasını kazanması gerekir. Aksi hâlde yeni bir hukuksuzluk yaşanır. Oysa siyasette deneyimi olan, dışişlerinde görev almış, mülkiyeli, ülkemize yakışır üniversitelerden mezun, hukuk kökenli birçok aday çıkabilir. Ulusal ve uluslararası alanda bizi temsil edebilecek güçlü bir kadroyla, cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminden çıkılıp yeniden parlamenter sisteme dönülmelidir.
İmamoğlu için mücadele edilsin. Ama halkın işsizliği için de ekranlarda haykırsınlar. Halk liyakati CHP’de görmedi vekilleri, belediye başkan adayları tek tek tampon görevi görmeye koşa koşa gittiler. Halk kirasını ödeyip evine aş götürmek istiyor. Halk çocuklarına iyi bir eğitim vermek, uluslararası alanda kabul gören bir eğitim görmek istiyor. Halk, kendi vatanında insan gibi yaşamak istiyor.HALK CUMHURİYET istiyor, partisini Atatürk dönemindeki gibi gerçek sahiplerine bıraksınlar istiyor.
Ayrıca sivil toplum kuruluşları ve derneklerdeki çürüme de bilinçli bir itirazın gelemeyeceğinin sinyali. Derneklerle ilgili izlenimim ise; amaçtan kopuş, vitrinleşme, prestij, çevre edinme, siyasi ya da ticari pozisyon alma, koltuk kavgası, sembolik iktidar nasıl güzel bir his ve sonuç küçük siyaset karşımızda; katılımı değil itaati ödüllendiriyor, gençleri ve farklı fikirleri dışlıyor, sahaya inmiyor, mahalleyle, gençle, kadınla, işçiyle temas etmiyor veri üretmiyor, rapor yazmıyor, politika önermiyor. Yani minik bir meclis karşımızda…
Yani toplum siyaset ile iç içe yaşıyor ve siyasetten nemalanmak istiyor.
Siyasetteki liyakatsizlikle ahlaki çürüme birleşince birbirini besliyor ve sistemin değişmesine direnç oluşturuyor. Bu ülke, eğitimli kesimin; kliniklerine hasta çekmek için kıyafet gösterisi yapan, mesleğinin niteliğini anlatmayan kişileri sosyal medyada takip etmeyi bıraktığı gün düzelir.
AK Parti’nin de diğer partilerin de gündeminde parlamenter sistem olmalı. Merakla bekliyorum Hangi parti milletvekili olan kişi emekli maaşı alamaz, emekli milletvekili tekrar aday olamaz, diyecek …Emekli maaşlarında gözümüz yok ama çift maaş olmamalı asgari ücret bu kadar düşük iken. Milletvekilliği; arada bir Meclis’e gelip oy kullanmak, geri kalan zamanda kendi işini yapmak, çevresini zenginleştirmek olmamalı tabi ki çevresine faydası olacaktır ama seçildiği bölgesine de bir katkı sağlayabilmeli.
Muhalefet kendini tekrar ediyor. AK Parti de seçimi almaya emin adımlarla yürüyor. Muhalefet İmamoğlu derken dünya yeniden şekilleniyor. Özgür Özel Venezuela için gereksiz bir tutum sergiledi kendini tekrar etti aslında CHP modeline uygun davrandı. Muhalefet oldu ama ülke çıkarlarını görmezden geldi akli selim davranmadı acaba dış politika stratejisti yok mu? Erdoğan neden Venezuela için Amerika’yı karşısına alsın ki? Özgür Özel iktidar olsa Trump’a kafa mı tutacaktı? Sessiz kalmak akıllı bir stratejiydi ve lider olarak Erdoğan ülke çıkarlarının gerektirdiği lider davranışını sergiledi. Bu akıl devlet aklıydı. Avrupa da keza Venezuella olayında zaten lider olarak görmedikleri Madura’nın yargılanmasını politik bir sessizlikle destekledi.
Grönland için ise dikkatli bir Avrupa bloğu var akıllı ittifaklar kuruluyor ama kimse kahramanlık yapmıyor. Dünya yeni bir dengeye oturacak, belki de Grönland USA -Avrupa yeni bir iş birliği doğuracak yeni bir Dünya düzeni bu her şeye hazır olalım.
Siyaset değişirse, milletvekili profili değişirse, ancak Türkiye değişir.
Venezuela ve İran konusuna ise 360 derece bakacağız. Yeni yazım geliyor “Vahşi Batı” …





