Hazine’nin iç borçlanmasında son iki yıldır sessiz ama çarpıcı bir dönüşüm yaşanıyor. Uzun süredir en büyük yükü taşıyan, başta kamu bankaları olmak üzere bankacılık kesiminin payı gerilerken; bireysel yatırımcılar, reel sektör firmaları, sigorta şirketleri, emeklilik ve yatırım fonlarından oluşan banka dışı kesim hızla öne çıkıyor.
Hazine ve Maliye Bakanlığı verilerine göre, Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS), bonolar ve kira sertifikalarının Resmî Gazete’de yayımlanan gösterge fiyatlarıyla yapılan değerlemesi sonucunda iç borç stoku, 2025 Aralık sonu itibarıyla bir önceki yıla göre yüzde 63,4 artarak 10 trilyon 139,1 milyar liraya yükseldi. Artış tutarı 3 trilyon 935,4 milyar lira ile dikkat çekici boyuta ulaştı.
Banka dışı kesimin portföyü 3 trilyonu geçti
Toplam iç borç stokunun; 6 trilyon 17,8 milyar lirası yurt içi bankaların, 3 trilyon 112,4 milyar lirası yurt içi banka dışı kesimlerin, 242,3 milyar lirası Merkez Bankası’nın açık piyasa işlemleri (APİ) kaynaklı portföyünün, 766,6 milyar lirası ise yurt dışı yerleşiklerin elinde bulunuyor.
Bir yıllık değişim tabloyu net biçimde ortaya koyuyor: Bankacılık kesiminin elindeki iç borç yüzde 43,4 artarken, banka dışı kesimin portföyündeki artış yüzde 148 gibi olağanüstü bir orana ulaştı. Aynı dönemde APİ kaynaklı tutar yüzde 76,4, yurt dışı yerleşiklerin portföyü ise yüzde 24,4 büyüdü.
Pandemi dengesi tersine döndü
İç borç stokunun dağılımı, pandemi döneminde bankalar lehine keskin biçimde bozulmuştu. 2019 sonunda bankacılık kesiminin payı yüzde 58 iken,
2023 sonunda bu oran yüzde 79 ile zirve yaptı. Ancak bu eğilim tersine dönmüş durumda. Bankaların payı 2024 sonunda yüzde 67,6’ya, 2025 sonunda ise yüzde 59,4’e gerileyerek pandemi öncesi seviyelere yaklaştı. Buna karşılık banka dışı kesimin payı pandemi öncesinde yaklaşık yüzde 30 iken, pandemi yıllarında yüzde 15’lere kadar düşmüştü. Bu kesimin payı 2024 sonunda yüzde 20,2’ye, 2025 sonunda ise yüzde 30,7’ye yükselerek eski ağırlığını yeniden kazandı.
Neden önemli?
Bu tablo, Hazine borçlanmasının giderek daha tabana yayıldığını, kamunun finansmanında bankalara olan bağımlılığın azaldığını ve bireysel ile kurumsal tasarrufların doğrudan Hazine kâğıtlarına yöneldiğini gösteriyor. Uzmanlara göre bu eğilim, hem finansal sistemin risk dağılımı hem de para politikası aktarım mekanizması açısından oyunun kurallarını değiştirecek nitelikte.






