Türkiye’yi tek bir meseleye kilitlediler: enflasyon.
Yıllardır ekonomi namına başka hiçbir şeyi konuşamaz hâle geldik. Konuştuğumuz diğer başlıkların da dönüp dolaşıp enflasyona bağlandığını görüyoruz.
Elbette bu sebepsiz değil. İktidar enflasyonu patlattı.
Yıllardır ekonomik krizin içindeyiz. Hatta ben önceki yazılarımda bunun tesadüf değil, bilinçli bir tercih olduğunu da söyledim.
Benim görüşüm açık: İktidar, toplumu bilerek yoksullaştırdı. Çünkü yoksullaşan kitleleri yönlendirmek daha kolaydır.
TÜİK Verileriyle Oynama ve Enflasyon Rakamları
Önce enflasyonu patlattılar, ardından rakamlarla oynadılar. TÜİK verileriyle oynandı. Bugün artık toplumun çok büyük bölümü TÜİK’e inanmıyor.
(Şubat 2026 TÜİK verilerine göre yıllık enflasyon %31,53 seviyesinde, ama gerçek alım gücü çok daha düşük hissediliyor.)
Sonra geldik 2023’e.
Yılın ikinci yarısında Mehmet Şimşek denilen başarısız İngiliz proje çocuğu, Hazine ve Maliye’nin başına getirildi.
Yerli ve milli olmanın tam zıttı kimdir diye sorsanız, verilecek ilk cevap herhalde Mehmet Şimşek olur. Daha yerli ve milli olmayan birisini bulmak da herhalde zordur.
Ardından “dezenflasyon süreci” denilen masalı dinlemeye başladık.
Aradan 2,5 yıl geçti. Adam, enflasyonu ancak göreve başladığı noktaya kadar geri getirebildi. Kendi vatandaşına bir kuruş faydası dokunmadı.
Ama ecnebiye, dışarıya, gavura “carry trade”cilere çalıştı. Yıllardır bu ülke, yüksek faizle sıcak paracılara adeta pavyon faizi ödüyor.
Memleketin hazinesini de maliyesini de tüketti. Ülkenin aleyhine olacak ne karar varsa aldı. Vatana, millete en küçük bir hayrı dokunmadı.
Ve sonuç? Enflasyonla mücadele edemedik. Başaramadık.
Ama bütün odak burada kaldı. Yatıyoruz enflasyon, kalkıyoruz enflasyon.
Sanki bu memlekette başka hiçbir sorun yokmuş gibi. Oysa geldiğimiz yer artık başka bir eşik: kararsızlık değil, anlamsızlık noktası.
Enflasyon Değil Yoksulluk: Sistematik Yoksullaştırma Başarısı
Çünkü enflasyonun artık tek başına bir anlamı kalmadı. Yoksulluk ve çürüme öylesine derine, öylesine köklü biçimde işledi ki…
Toplumun sistematik olarak yoksullaştırılması öylesine kararlı ve başarılı biçimde yürütüldü ki…
Artık enflasyonun düşmesi tek başına bir şey ifade etmiyor. Çünkü geri dönülemez eşiği çoktan geçtik.
Soruyorum: Ne olacak mesela enflasyonu bitirsek?
Yarın çıkıp “enflasyon bitti, oran sıfır” desek ne değişecek? Eski Türkiye’deki refaha, hayat kalitesine, huzura, mutluluğa geri dönebilecek miyiz?
Döndürebilecek misiniz insanları o hayata? Buradan bile belli değil mi aslında bizi boş muhabbetlerle oyaladıkları?
Enflasyon yarın sıfır olsa ne olacak? Tamam, maaş artışı kadar bir rahatlama olur belki. Ama aradaki o devasa boşluğu, o büyük yoksullaşmayı kapatabileceğinizi mi sanıyorsunuz?
İnsanlar yeniden ev alabilecek mi? Araba alabilecek mi? Güzel bir hayat yaşayabilecek mi? Güzel yemekler yiyebilecek, keyif sürebilecek, hayatın tadını çıkarabilecek mi?
Refah Kaybı Gerçeği
Bakın, bir üniversite hocasını örnek alın. Maaşı ortalama 100 bin TL olsun. Eşi de akademisyen olsun; toplam gelirleri 200 bin TL’ye ulaşsın. Hadi diyelim enflasyon yok, faiz yok.
Üniversitenin çevresindeki evler 10 milyon TL’den başlıyor. Adam akıllı bir ev ise 15-20 milyon TL bandına çıkıyor. Bu çift ev alabilecek mi? Alamayacak.
Refah yok. Gidip işine bir saat mesafede, daha düşük standartlı bir yerden ev bakacak. Çünkü yoksullaştı. Çünkü hayat standardı düştü. Çünkü buna mecbur bırakıldı.
Üstelik bu hesabı, hiçbir şey yemeden içmeden, hiçbir masraf yapmadan kuruyoruz.
Bu insanlar ne yiyecek, ne içecek? Çocuğun masrafı ne olacak? Faturalar ne olacak? Günlük hayat ne olacak?
Bunları da dikkate alırsak enflasyon sıfır olsa bile ev alamıyor. Doktor için de aynı şey geçerli. Avukat için de, bankacı için de, plaza beyaz yakalısı için de…
Kısacası enflasyon sıfır olsa dahi refaha ulaşamayacağız.
Çünkü dönülmez ufku çoktan geçtik. Bu ülkede sistematik bir yoksullaştırma uygulandı ve bu politika başarıyla işledi.
Artık yoksuluz.
Güncel Gerçek: Yoksulluk Sınırı 105 Bin TL’yi Aştı
Acı olan da şu: Bunun geri dönüşü kolay değil. Bence neredeyse imkansız.
(Bu noktada güncel veriler de görüşümü doğruluyor: TÜRK-İŞ Şubat 2026 verilerine göre dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı 105.425 TL, açlık sınırı 32.365 TL’ye ulaştı.)
Memleketin yarısından fazlası açlık sınırı altında yaşıyor. İnsanlar AÇ.
Saraylardan duyulmuyor ama sokağa inmeye teşrif ederlerse duyacaklardır.
Bundan sonra enflasyon olsa da olmasa da düzen kuruldu. İktidarın ekonomi politikaları kendi hedefi açısından başarıya ulaştı. İktidarın neden toplumu batırdığı ayrı bir yazı konusu – amacını konuşuruz.
Ama Türkiye toplumu, çok büyük bir kırılma yaşanmadığı sürece, bundan sonra yoksul kalacaktır ve gün yüzü görmekte zorlanacaktır. Hatta görmeyecektir. Sevgiyle kalın.
Sosyal medya hesaplarım:
Instagram: @turkeracikgoz
instagram.com/turkeracikgozz
Twitter (X): @Turkeracikgoz
x.com/Turkeracikgoz
Linkedin: https://www.linkedin.com/in/turkeracikgoz/






