Türk bankacılık sektöründe tahsil edilemeyen kredilerdeki hızlı artış dikkat çekiyor. 27 Mart 2026 itibarıyla takipteki alacakların toplamı 666 milyar 662 milyon TL’ye yükselirken, bu tutar son bir yılda yüzde 91 oranında, yani 317,6 milyar TL artış gösterdi. Sadece son üç ayda yaşanan artış ise 88,5 milyar TL ile yüzde 15,3 seviyesinde gerçekleşti. Bu tablo, kredi büyümesine rağmen geri ödeme performansında ciddi bir bozulmaya işaret ediyor.
Bireysel krediler tarafında da benzer bir tablo öne çıkıyor. Toplam bireysel borç kaynaklı takipteki alacaklar 273,5 milyar TL’ye ulaşırken, yıllık artış yüzde 86,5 oldu. Özellikle kredi kartı borçlarındaki bozulma dikkat çekici. Bireysel kredi kartlarında takipteki alacak tutarı 143,2 milyar TL’ye çıkarken, yıllık artış yüzde 94,1’i buldu. İhtiyaç kredilerinde de 128,6 milyar TL’ye ulaşan hacimle yüzde 79’un üzerinde artış kaydedildi. Taşıt ve konut kredilerinde artış oranları görece daha düşük kalsa da, her iki kalemde de yüzde 60’ın üzerinde yükseliş görülmesi, hanehalkı finansmanında genel bir baskıya işaret ediyor.
Ticari krediler tarafında ise risk daha da belirginleşmiş durumda. Ticari ve diğer kredilerde takipteki alacaklar 393,2 milyar TL’ye ulaşırken, yıllık artış yüzde 94,2 olarak gerçekleşti. Özellikle KOBİ kredilerinde yaşanan yüzde 122,2’lik artış, reel sektörün finansman ve geri ödeme kapasitesinde ciddi bir zayıflama olduğunu ortaya koyuyor. Taksitli ticari krediler ve kurumsal kredi kartlarında yüzde 125’in üzerindeki artışlar da bu eğilimi destekliyor.
Bankalar artan risklere karşı bilanço içinde daha fazla karşılık ayırmaya devam ediyor. Takipteki alacaklar için ayrılan özel karşılıklar 501,5 milyar TL’ye yükselirken, bu kalemde yıllık artış yüzde 93,2 oldu. Ancak karşılıklardaki bu artışa rağmen sorunlu kredi hacmindeki büyümenin hız kesmemesi, kredi kalitesindeki bozulmanın sürdüğünü gösteriyor.
Ortaya çıkan veriler, kredi genişlemesinin sağlıklı bir zeminde ilerlemediğini, özellikle hanehalkı ve KOBİ segmentinde borç geri ödeme kapasitesinin zayıfladığını ortaya koyuyor. Bankacılık sektöründe henüz sistemik bir risk görünmese de, takipteki alacaklardaki artış hızı mevcut eğilimin yakından izlenmesi gerektiğine işaret ediyor.






