VAHŞİ BATI ZİRVESİ
Dr. Şebnem Akman Balta
Sevgili okuyucularım, uzun süredir sessiz sedasız ezber toplantılar ile kendi yolunu çizen, Davos bu yıl Amerika’nın damga vurduğu etkisiyle tamamlandı. 19–23 Ocak 2026 tarihleri arasında İsviçre’nin Davos kasabasında düzenlenen 56. Dünya Ekonomik Forumu, küresel ekonomi, jeopolitik riskler, yapay zeka ve sürdürülebilirlik gibi kritik konuları biraz daha derinlemesine uzak olmayan yeni düzeni Dünya Liderleri ile tartışarak 23 Ocak’ta resmen sona erdi.
Ve tabii ki, zirvede en etkili konuşmalardan biri Kanada Başbakanı Mark Carney’ninkidi.
Carney, eski düzenin yani kurallara dayalı uluslararası sistemin artık işlemiyor olduğunu vurguladı. Ona göre neoliberalist yapı, eskiden karşılıklı fayda ve istikrar sağlarken artık büyük güçler arasında sert bir rekabete dönüşmüş durumda. Dünya Düzeni’ni yeniden kurmak zorundayız, diyen Dünya liderlerinden Carney , bu düzenin düzensiz olacağını söyledi.ABD ve Çin gibi büyük güçler ekonomik ve ticari araçları iş birliği için değil, “koerciyon” yani baskı ve zorlama aracı olarak kullanıyor.Hatta Amerika ve Çin yaptıkları sessiz anlaşma ile Dünyaya dayattıkları düzeni kusursuz şekilde yürütüyorlar. Kulağa oldukça ironik bir uyum gibi geliyor, değil mi?Daha önce de yazmıştım Rusya- Çin ve ABD aralarında müthiş bir dengeyi kurmuş durumdalar. Örneğin; Rusya’nın Grönland tepkisi çok manidardı. Derinlik içeren bir dış politika hamlesi vardı. Satrançta bir piyonunu oynattı. Taktiri de Amerika tarafından görüldü. Yani ABD ile Rusya masasında menüye çoktan Ukrayna girdi. (Vezir istediğini alır gibi öyle hemen şah mat olmasada masada herşey olması gerektiği gibi)
Carney, ABD’yi doğrudan hedef alamazdı zaten konuşmanın sadece bir kısmında teğet geçtiği Washington’un dış politika ve ticaret yaklaşımlarına eleştire vardı.Tabii ABD’den bu eleştirye cevap gecikmedi; Trump Kanada’ya yüzde 100 gümrük vergisi sopasını çıkardı. Ancak Carney, Çin ile tamamen bir serbest ticaret anlaşması planlamadığını belirtmek durumunda kalarak Trump’ın sopasını kenara itti.
Burada ironik olan, Carney’nin Bank of Canada ve Bank of England’de görev almış olması ve bu neoliberal düzenin içinden gelen kişi olarak sistemi eleştirmesi… Tabi ki bu konuşma, traditionalist taraflarca tepki aldı; çünkü Carney, sistemin içinde olan bir figürdü ve sistemin kendisini eleştiriyordu.
Avrupa ve imtiyazlı diğer ülkeler de artık güç birliği ihtiyacını net bir şekilde görüyor: eski düzen artık işlemiyor, yeni gerçeklik sert bir güç rekabeti üzerine kurulu.
Peki neoliberal küreselleşme bitti mi, yoksa evriliyor mu? Carney’ye göre eski sistem çökmüş, yeni düzen ise güçlü ülkelerin keyfi kapitalist yükselişiyle şekilleniyor.
Carney’nin dikkat çektiği bir diğer nokta ise çok taraflı kurumların (WTO, BM, COP , NATO vb.) etkinliğinin azalması. Eskisi gibi çatışmaları yönetemeyecekler. Bu yüzden ülkeler, kurallara güvenerek büyümek yerine bence stratejik özerklik geliştirmek zorunda. Dışa bağımlılığı azaltmak ve etki alanlarını artırmak, yani yayılmacı bir çizgi izlemek artık zorunlu. Halkın yeni uyumlanmasını, oluşacak pazarları ve yeni ihtiyaçları kurgulamak gerekiyor.
Carney’nin sözlerini özetleyen bir cümle varsa: “Orta güçler toplu hareket etmeli. Masada değilseniz, menüdesiniz.” Avrupa ve Türkiye için bence yılın cümlesi…
Davos’un ruhunu tam da bu cümle ile özetledi her ülke kendisine çıkarması gereken dersi bu cümle ile çıkarmalı ve buna göre elli yıllık projeksiyon hazırlamalı.
Küresel düzeni sadece süper güçlere bırakmamak gerekiyor; Avrupa Birliği gibi orta güçler kendi güvenliklerini, ticaretlerini ve etki alanlarını güçlendirmeli. Enerji, gıda, teknoloji ve tedarik zincirlerinde dışa bağımlılığı azaltmak stratejik bir zorunluluk. Tarım, su kaynakları, enerji, eğitim ve teknoloji için biz ne yapıyoruz? Etki alanımız İran’da ve Suriye ‘de Bulgaristan’da yani tüm komşularımızla nasıl şekillenecek?
Hem iç hem dış politika gündememizin anahtar kelime ve kavramları Carney’nin mesajların da saklı.Avrupa’da gündem hızla bizdeki gibi değişmez. Dünya hala Davos üzerinden bir yol haritası çıkarıyor.Telefonda reels video kaydırır gibi yapay gündemi olmadığı için Dünya kendini şekillendiriyor .Umarım bizim politikacılarımızda değerlendirmelerini yapmış ve Davos sonrası için Türkiye’ye siyasi ve iktisadi planlama yapmışlardır.
Ticari etki alanları ve üretimin artması, ihracatın büyümesi için yapılması gerekenler ekonomistler için çok da zor değil. Ülkemizin vergi artırıcı değil, vergi dostu olması öncelenmeli, (tax friendly country), yatırım teşvik edici; enerji ve değerli madenler üzerine strateji oluşturulmalı, savunma sanayi alanında güçlü ticari güç birlikleri kurulmalı, hukukun üstünlüğü güven veren ülke olarak itibar arttırılmalı, dijital para politikası için geç kalınmamalı. Avrupa’da para kavramı tamamen kart ve dijital para politikasına evrilmeye başladı sinyaller geliyor.
Türkiye perspektifinden bakacak olursak biraz tarihi okuma yapmak gerekiyor çünkü çabuk unutuyoruz ve tarihten ders almıyoruz gibi…2013’ten itibaren biraz daha neoliberal dönüşüm keskinleşti ve otoriter bir neoliberal yol izlendi. Kurallar kişiselleşti, Merkez Bankası bağımsızlığı zayıfladı, hukuk sistemi güven kaybetti ve devlet piyasa oyuncusu gibi hareket etti ve hala bazı konularda etmeye devam ediyor örneğin sağlık turizmi…Sonuç ortada rakamlar yalan söylemez. Son olarak Ticaret Bakanlığı tarafından 30 Ocak 2026 tarihinde çıkarılan yeni bir düzenlemeyle restoran, kafelerde “kuver” ücreti ve zorunlu “tip/servis (garsoniye)” gibi ek ücretlerin alınması yasaklandı. Piyasadaki ticari işleyişte öngörülemezliği artırıyor, değişimler işletmeleri yoruyor,siyaset ticari düzene çok hızla dahi oluyor. Emek-sermaye dengesi yapısal olarak emek aleyhine, sendikalaşma gittikçe düşüyor zaten istenmiyor, güvencesiz istihdam yaygın ve reel ücretler baskılanıyor.
Ve evet, biz bu filmi her gün izliyoruz; yeni kötü konular eklenerek film tekrarlanıyor, filme giren yeni konu uyuşturucu, giderek artan sosyal çürüme…Sadece baronları göremiyoruz; konuk oyuncular ve onların saç – kan örnekleri…Negatif , pozitif….Ama en çok etkilenenlerde maalesef influencerlarımız oldu Şeyma Subaşı ve diğerleri… Bikinili pozlar yerini artık ruhani paylaşımlara bırakıyor ve bir aydınlanma sürecine sebep oldu her kötü olaydan bir iyilik de çıkması mümkünmüş… Demek ki içlerinde tasavvufa yönelmek varmış; biraz el vermek gerekiyormuş devlet eli çok iyi geldi onlar adına çok sevindim.
Biz ülkemizin meselelerine dönersek Türkiye masada mı, menüde mi? Suriye’de masadaydık ve istediğimiz doğrultuda pozitif devinim devam ediyor. Orta doğu topraklarında zemin çok kaygandır. Fakat dış politikadaki bu akılcı stratejik hamle iktidar hanesine artı puanı çoktan yazdı. Muhalefet umarım önemli devlet meselelerine ve 50 yıllık projeksiyonunu tek adam üzerinden oluşturmamıştır.
Davos’u iyi okumak, Türk dış ve iç politikası için çok kritikti. Sosyolojik çürüme ve ahlaki bozulma konusunda ise, ulu önderimiz Atatürk’ün sözleriyle bitirelim:
“Toplumun gücü, bireylerin ahlakında gizlidir.”
Kalın sağlıcakla…






