Art Niyetli Temettü Ödemeleri…
Sıkılaşma dönemlerinde mevzubahis olan, yani dikkat edilmesi gereken yerin tahakkuk esaslı raporlanan KAR değil, döneme ilişkin NAKİT AKIŞLARI olduğunu çokça söyledim.
Ne yazık ki, finansal okuryazarlık düzeyi düşük olan finansal piyasalar ekosistemimizde yüksek faiz ortamında Şirketlerin nakit akışı üretme kabiliyetlerindeki bozulma göz ardı edilerek, tek yönlü şekilde kar odaklı değerlendirmeye yönelik davranış alışkanlığı temettü dağıtım kararlarının art niyetli kullanımına sebebiyet verebilir.
Ne demek istiyorum?
BORÇLANARAK TEMETTÜ ÖDEMEKTEN bahsediyorum.
Şöyle ki, bir Şirket düşünün…
Gelir tablosunda KAR RAPORLAMIŞ.
Yani tahakkuk esası çerçevesinde temettü dağıtacak muhasebe pozisyonunu elde etmiş.
Ancak, nakit akış sıkıntısı var.
Yani, ilgili dönem sonundaki nakit pozisyonu dönem başına kıyasla azalmış.
Hal böyleyken, temettü ödemek anlamsız değil mi?
Çünkü NAKİT POZİSYONU SIKINTISI nedeniyle temettü ödemek için şirketin borçlanması gerekir.
Borçlanarak temettü ödemek şirketin finansal sağlığını ve istikrarını ciddi ölçüde tehlikeye atabilir.
O halde, yüzde 50-60 bandında bir faiz maliyetine ve stopaja katlanarak, diğer bir deyişle şirkete yüksek bedelle konulmuş paradan fazlasını şirketten çıkarmanın amacı ne olabilir?
Türk Ticaret Kanunu-TTK 202. Maddesi tam da bu olguya ilişkin olarak yasal düzenleme getirmiştir.
HÂKİMİYETİN KÖTÜYE KULLANILMASINI ve AZINLIK HİSSEDARLARIN HAKLARININ İHLALİ şeklinde tanımlanan hukuki sorunları kurumsallaştırmıştır.
Şöyle ki, hâkim ortak Şirkette doğrudan veya dolaylı olarak en fazla hisseye sahip olan ve bu sayede şirketin karar alma süreçlerinde belirleyici etkiye sahip olan gerçek ya da tüzel kişidir.
Kısaca, genel kurulda kararlar hâkim ortakların tekelinde veya yönlendirmesindedir.
KAR kavramı ve buna bağlı olarak talep edilen TEMETTÜ dağıtımı kavramları ise özellikle küçük yatırımcılar için birer ÇİKOLATA gibidir.
Düşük finansal okuryazarlık ile birleşince kimse GERİ PLANI düşünmez ve temettü dağıtımına itiraz etmez.
Hâlbuki hâkim ortak, temettü vaadinin cazibesini kullanarak şirketi borçlandırmak yoluyla şirkete soktuğu nakit parayı, temettü bahanesiyle çekip CEBİNE KOYABİLİR.
Bu durumda o an itibariyle tüm finansal riskleri şirket üzerinde bırakarak RİSKSİZ ŞEKİLDE ŞİRKETTEN PARA ÇIKARMIŞ olur!
Siz siz olun, sıkılaşma dönemlerinde nakit akış sıkıntısına dayalı olarak borçlanma yoluyla temettü dağıtımlarını sorgulayın.
Üzerine atlayıp, temettü seviciliği yapmayın.
Sevgi ve vicdanla kalın…
Prof. Dr. Soner GÖKTEN





