Trabzon Liman hissesi 400 küsür gündür düşüyor. Şirket çöküşe geçti. Borsada yatırımcının zararı 50%’ye ulaştı
Peki ne yapıyor bu şirket? 20 Kasım 2003 tarihinde Trabzon Limanı’nın işletme hakkını eline almış ve burayı işletme amacıyla kurulmuş şirket. 30 yıllık işletme hakkına sahip.
Yani 20 Kasım 2033 tarihinde limanı devlete teslim edecek. Kaldı 8 yıl.
Yaptığı iş liman işletmeciliği. 2024 faaliyet raporunda yazdığı üzere Türkiye’deki toplam yük elleçleme işleminin 0.3%’ü (binde 3’ü) bu limanda yapılıyor. Sektöründe pek önemli bir yere sahip değil.
Yani kanaatimce borsaya açık tek liman işletmesi özelliğiyle övünmesine karşın bunun pek bir avantajını kullanıp da sektör başarısı elde etmeye çalışmamış.
Şirketin 2024 finansal tablolarıyla ilgili hoş olmayan birkaç durum var.
Öncelikle nakit akış tablosu. Denetçi bu tabloda yer alan muhasebe kalemlerine dipnot vermemiş açıklama yapmamış.
İkincisi şirketin ilişkili taraflardan alacakları var. Hakim ortaklardan Albayrak İnşaata 105 milyon borç vermiş.
Hayatımda bu kadar kötü hazırlanmış finansal tablo az gördüm. Çok şey yazıp hiçbirşey söylememek bu demek herhalde. Denetçi sağolsun 66 sayfa yazıp da şirketle ilgili bilinmesi gereken detayları açıklamamakta ısrar etmiş.
Bunlara bir şerh koyarak asıl konuya geçelim.
Sorulması gereken asıl soru: Bu şirketin borsada NE İŞİ VAR? Ve neden borsada başka benzer şirketler halka açılmıyor onu anlayalım.
Trabzon limanın tarihçesini okursanız olayı anlayacaksınız. Dünyanın en kelepir işi.
Bakın bir liman var. Devlet mülkiyetinde. Devlet burayı alıyor ve yaptırıyor, yeniliyor vs.
1980’lerde başlayan çalışmalar 1990’da bitiriliyor ve kullanıma hazır. Ardından Başbakanlık Özelleştirme Dairesi Başkanlığınca ihale yapılıyor. Gel kardeşim al sana beleş liman işlet deniliyor. 2011’de belirli bir modernizasyon yatırımı yaptığı söyleniyor fakat o tarihlere ilişkin veriye ulaşamadım.
İhaleyi kazanan ekip de bir şirket açıp limanın kullanım haklarını onun üzerine aktarıyor. Böylece Trabzon Liman doğuyor.
Süreç kısaca böyle. Ardından 2018’de halka açılıyor.
Dünyanın en kelepir işi. Abi hiçbirşey yapmana gerek yok. Devlet liman kurmuş. Beleşe geliyorsun oturuyorsun işletiyorsun. Her yıl kirasını ödüyorsun. Süresi bitince de devlete geri veriyorsun.
Aslında günümüzde nasıl oluyor bu işler onu anlatıyım. Kafada daha net canlansın.
Normalde bir yerde liman yapılacak bu planlanmışsa, devlet ihaleye çıkar. İhaleye katılacak arkadaşlar da gelir projesini çizdirir, fizibilitesini hazırlar, planlarını sunar. Devlete ve millete en hayırlı olan proje de kabul alır ve ihale o şirkete verilir. Yani olması gereken budur.
Burada çok faktöre bakılıyor tabi ama sonuçta süreç kısaca böyle işler.
Bildiğiniz üzere de kıyı yapıları MİLLETİN ORTAK MALIDIR. Dolayısıyla bir kimseye satılamaz, sadece belirli süreliğine kiralanır.
Yasalarımıza göre KIYILAR MİLLETİNDİR.
Bu yap-işlet-devret modeli aslında faydalı olabilir doğru kullanılırsa. Sonuçta devlet araziyi kiralıyor, şirket gelip buraya bir liman inşa ediyor, her yıl brüt hasılatının 1%’ini hazine payı ödüyor, ayrıca kiralama geliri de elde ediyor. Bu kiralama geliri de enflasyona veya çeşitli anlaşma şartlarına göre belirleniyor. Kamunun bilmediği çeşitli anlaşma şartları var sadece üretici fiyat endeksi değil. Ama bunlar ticari sır niteliğinde olduğundan duyurulmaz.
Kullanım süresi de bitince liman devlete teslim edilir ve devlet hem gelir hem liman edinmiş olur. Yani en azından kağıt üstünde böyle.
Sektörü bilen birisi olarak elimden geldiğince anlattım. Genel olarak iş modeli anlaşılmıştır diye düşünüyorum.
Şimdi Trabzon Liman, Allah’ın sevdiği kulu olduğu için yüzüne gülmüş, kelepirden iş kapmış.
Fakat asıl sorun şu: 2033 YILI GELDİĞİNDE TRABZON LİMAN NE YAPACAK?
Bakın bu çok hastalıklı bir iş modeli. Aynısını yakın zamanda AKFEN İNŞAAT halka arzında da gördük.
Bu tarz şirketler “paravan” şirkettir. Bunlar modern işletmecilik biliminde anlattığımız, istediğimiz o “işletme” tanımından ziyade iş ortaklığı tarzı işletmelerdir.
Normalde işletmelerin ömrü sonsuz kabul edilir (esas sözleşmesinde aykırı bir şey yazmıyorsa).
Fakat bu tarz yap-işlet devret olsun veya Trabzon Liman örneğindeki gibi kullanım hakkı olsun bunlar belirli bir süreliğine fayda elde etmek amaçlı açılan işletmelerdir.
Buradaki sorun en temel itibariyle şu: Şirket bir varlığı işletmek üzere belirli bir süreliğine kiralıyor. Kullanım süresi bittiğinde ise malı sahibine yani devlete geri teslim ediyor.
Fakaat. Ardından ne kalıyor? KOCA BİR SIFIR. O Şirketin içi boşalıyor. Zaten şirketin kurulma amacı bu işi yapmak ve süresi bitince de kapanmak.
Ardından boş bir şirket olarak kalacak. Tabi şunu diyecekler olacaktır: “Tamam ama uygulamada devletle anlaşma yapıp ek süre talep edilip süre uzatılıyor.”
Evet genelde 49 yıla kadar uzatılır. Fakat unutmayın: Bu MEVCUT SİYASİ ORTAMDA GEÇERLİ.
23 yıl önce bu tarz iş modelleriyle pek karşılaşmadığımız için, son 23 yılda edindiğimiz deneyim, bizim genel kanımızı oluşturdu.
Fakat imzalanan sözleşmelerde BÖYLE BİR ŞEY YOK!!!
Yani, yarın siyası ortam tersine esti, veya mevcut siyasi ortam aksini düşünürse, yasal olarak süre UZATMAK ZORUNDA DEĞİL.
Peki o zaman Trabzon Liman Yatırımcısı ne yapacak? Veya uzatsalar dahi elbet bir gün bu şirketin ÖMRÜ DOLACAK.
İşte bu sebeple Trabzon Liman’ın halka açılmış olsa başlı başına bir mantık hatasıydı.
Kesinlikle borsada yer almaması gerekiyor. Yarın devlet sözleşme gereği gelip limanı aldığında yatırımcı elinde BOŞ bir şirketle kalakalacak.
Haa. Bakın mantıklı bir iş modeli ne olurdu onu anlatıyım.
Trabzon liman, beleş hazır limanın gelip üzerine kondu tamam diyelim. Yıllık kirasını da ödeyip işletiyor bu da tamam. Zamanı gelince de devlete devredecek.
Fakat aynı zamanda, burayı kazançlı işletseydi, buradan gelen gelirlerle başka liman ihalelerine de girseydi, veya yap-işlet-devret modelleriyle yürüseydi.
Kısacası “Liman İşletmeciliği- Yöneticiliği” tarzında bir iş modeli olsaydı. İşte o zaman harika bir şirket olur borsada da yer alması mantıklı olurdu.
Elinde aynı anda birden fazla limanı olan, farklı sözleşme bitiş sürelerine sahip bir işletme olurdu. Bunu bir iş modeli haline getirir, liman işletmeciliğinin sorulduğu şirket olurdu. İşleri büyütür, yatırımcısına kazandırırdı.
Bunu gerçekten başarabilecek imkanlara da sahipti. Halka açık, finansmana erişimi kolay, kaldıraç kullanması rahat.
Ama burada tercih edilen yöntem benim bu önerdiğim yöntem değil.
Burada Trabzon Limanın tercih ettiği yöntem: devletten kiraladım – millete verdim – parayı topladım – zamanı gelince de devlete geri vericem – yatırımcı da boşta kalacak yöntemi
Trabzon Liman şahsında anlatmış olsam da bu tarz işletmelerin halka açılması tamamen yanlış.
Mevcut durumda cebinde Trabzon Limanından başka varlığı bulunmayan Trabzon Liman İşletmeciliği, umarım bir plana sahiptir. Aksi takdirde 2033’te yatırımcının elinde nur topu gibi kağıt parçası kalacak.
Sevgiyle kalın.






