Trump’ın FED hamleleri artık sadece faiz kararlarını değil, küresel ekonominin geleceğini de tehdit eden bir bağımsızlık savaşına dönüşmüş durumda.
Trump’ın FED Yönetim Kurulu Üyesi Lisa Cook’un görevine son verdiğini açıklaması, Cook ve FED’in ise “başkanın böyle bir yetkisi yok” diyerek rest çekmesiyle ABD’de büyük bir kırılma yaşandı. Artık sadece para politikası değil, merkez bankası bağımsızlığının kendisi tartışılır durumda. Siyaset, hiç olmadığı kadar doğrudan FED’in içine sızmaya başladı.
Bugün itibariyle Trump’a yakın iki Yönetim Kurulu Üyesi var: Michelle Bowman ve Christopher Waller. Kugler’in istifası sonrasında boşalan koltuğa ise Trump, Stephen Miran’ı aday gösterdi. Senato onaylarsa, FED Yönetim Kurulu’ndaki 7 üyenin 3’ü, faiz kararı veren Açık Piyasa Komitesi (FOMC)’ndeki 12 üyenin 3’ü Trump çizgisinde olacak.
Powell’ın başkanlık görevi 2026’da sona erecek. Ancak isterse 2028’e kadar Yönetim Kurulu Üyesi olarak görevde kalabilir. Eğer Powell başkanlık bittikten sonra da Kurul’da kalırsa, Trump yeni başkanlığı mevcut üyelerden birine vermek zorunda olacak. Ama Powell istifa ederse, Trump dışarıdan yeni bir başkan atayabilecek ve bu durumda Trump’a yakın isim sayısı 4’e yükselebilecek.
Yönetim Kurulu Üyeleri’nin görev süresi 14 yıl. Faiz kararı veren Açık Piyasa Komitesi-FOMC’de ise 12 üyenin her birinin sadece 1 oyu var. Yani Trump’ın faiz kararlarında çoğunluğu ele geçirmesi kısa vadede imkânsız.
Ama işin başka bir boyutu var: FED Başkanı sadece tek oy sahibi değildir; toplantı gündemini belirler, piyasalara mesajı o verir, üyelerle perde arkasında koalisyon kurar ve kamuoyunu şekillendirir. Kısacası, Başkanlık FED’de bir “tek oy” makamı değil, bir yönlendirme ve algı yaratma gücüdür. İşte Trump’ın asıl hesabı da burada gizli.
Bu tabloda Powell kritik bir figüre dönüşüyor. Normalde teknokrat kimliğiyle tanınan Powell, Trump’ın agresif çıkışları karşısında fiilen “bağımsızlık cephesinin siyasi simgesi” haline geldi. Artık Powell sadece bir merkez bankacısı değil, sistemin bağımsızlığını savunan bir direnç noktası.
Trump’ın adım adım FED’i kendi çizgisine çekme çabası aslında yeni başlıyor. Asıl Kavga 2026 ve Sonrasında başlayacak. Stephan Miran’ın onayı, Powell’ın başkanlığı bırakacağı 2026 ve 2028 sonrası yeni atamalar… Hepsi bu satranç tahtasının kritik hamleleri.
Dolayısıyla bugün yaşanan gerilim, sadece bir isim özelinde ortaya çıkan bir kavga değil. Dünyanın en güçlü merkez bankasının bağımsızlığı, ABD’de demokrasinin ve küresel finans düzeninin testi haline gelmiş durumda.
Sevgi ve vicdanla kalın…
Prof. Dr. Soner GÖKTEN





