Yılbaşı hediyesi…
Hediye almayı mı seversiniz, yoksa hediye kabul etmeyi mi?
Bir an duraksadığınızı fark ettim. Yani birine hediye almak mı, yoksa birinden hediye almak mı daha çok hoşunuza gider? Açık söyleyeyim: Kabul etmekten pek hoşlanmam. Ama yine de insan, sevdiklerinden bir hediye bekliyor…
Belki siz de böylesinizdir, bilemem. İnsan kendini bile tam tanıyamazken sizi nasıl bilsin?
Hediyeyi severim ama almak, kabul etmekten daha kolay gelir bana.
Hediye kabul etme biçimimiz de zamanla değişti. Eskiden hediyeler alınır, bir kenara konur; misafirler gitsin de sonra açalım diye sabırsızlanırdık. “Ne getirmiş?” diye bakmak ayıp, görgüsüzlük sayılırdı. Sonra “Neden açmıyorsun?” sorusu hayatımıza girdi. Artık hediyeler herkesin önünde açılıyor; beğendiğimizi, mutlu olduğumuzu abartılı mimiklerle göstermemiz bekleniyor.
Hediye anlayışı değişti ama ben hâlâ bu replikleri yapamadığım için birçok ilişkiyi istemeden zora sokuyorum.
Hediyelerin kendisi de değişiyor. Google verilerine göre 2025’te film projeksiyon cihazı aramaları yüzde 945 artmış. Kişisel teknolojik bakım ürünleri, çantalar ve benzeri eşyalar üst sıralara tırmanıyor. Teknolojik ürünler artık hediye listelerinin başını çekiyor.
Ben ise yıllar geçtikçe kendime hediye almayı daha çok sevmeye başladım. Ne mahcubiyeti var ne de beklentisi.
Geçen gün çalıştığım bankaya uğradım.
“Ajanda yok mu?” diye sordum.
“Yok,” dediler.
Ajanda, en çok sorulan ama en az kullanılan hediyedir. Bana da yıllarca çok sorulduğu için hâlâ ajanda sorarım. Üstelik 2022 ajandasını kullanıyorum. Yeni yılla birlikte hemen yeni ajandaya geçmeyi sevmem. 2023’ü pas geçeceğim; 2022 bitince yavaş yavaş 2026’ya gireceğim. Siz de deneyin. Pat diye atlamayın, temkinli olun.
Katılım bankaları yılbaşı hediyesini genelde pas geçiyor. Onlara göre hediye bayramda verilir. Bayramdan önce bir katılım bankasında hesap açmayı planlıyorum. Promosyon kovalayan emekliler gibiyiz artık; hangi banka hediye veriyorsa oradayız.
Özel bankalarda ise durum çok farklı. Cüzdan veren var, şeker veren var, bardak veren var, hiç vermeyen var… Yılbaşı hediyeleri çoğu zaman kurumsal gaflara dönüşüyor. Çalışanlar hediyeleri beğenmiyor, “sevinme repliklerini” yapamıyor. Kutular açılıyor ama gerçekten mutlu olanlar sanki sadece İş Bankası çalışanları.
Bunların hepsini Para Medya’dan öğreniyorum.
Oysa çalışanlara “Üç hediyeden birini seçin” dense, katılım duygusu artar, memnuniyet yükselir. Tepeden inen her şey sevimsiz oluyor; adı “hediye” olsa bile.
Bir dönem müşterilere beyaz eşya hediye edildiğini hatırlıyorum. Bir beyaz eşya bayisine gidip hediye vermiştik. Ne kadar mahcup olmuştuk… Müşterimiz o hediyeyle eşleşmişti adeta. Hediye verip mahcup olmak, insanın parasıyla rezil olması gibi bir şey.
Hediyeler kaldırıldığında ise bu kez müdür odasının önünde saatlerce hediye bekleyen müşteriler vardı. Kasap önündeki kediler gibiydiler; “Artık hediye yok” demeyi bir türlü anlatamazdık. Neyse ki o günler geride kaldı.
Bankacıları memnun etmek her geçen gün zorlaşıyor. Yönetimler hâlâ eski usul, çalışanlar ise genç. Kuşak çatışması ilk olarak hediyelerde kendini gösterdi. Umarım yılın başında bu fark edilir ve çalışanların daha mutlu, daha verimli olacağı yıllar gelir.
İK’lar sadece güvenlik görevlilerinin şartlarını iyileştirmeye odaklansa bile, 2026 yılını çok verimli geçirmiş olurlar. Onların mutluluğu, tüm çalışanların memnuniyetini yukarı çeker.
Hediyeleri oradan dağıtmaya başlayalım, ne dersiniz?
Ajanda varsa Para Medya’ya gönderin, bana ulaştırırlar. Gerçi Para Medya’dan da henüz hediye gelmedi. “Size ne verdiler?” diye sorarsanız haklısınız; ne siz sorun ne ben söyleyeyim.
2022 ajandamın son sayfalarına geldim. 2023’ü yok sayacağım. Daha önce de yok saydığım yıllar oldu, deneyin; kaybetmiyorsunuz.
Çift yıllar iyidir.
2026 sizin yılınız olsun.
Hep güzel haberlerin hediyeleri gelsin.
“Ne güzel bir yıldı,” diyelim…
Belki çok sever, 2026’da kalırız.
Kim bilebilir?
Ertuğrul Sadıkoğlu






