Sermaye Piyasası Kurulu’nun yeni başkanı Mahmut Sütçü, belki de son yılların en zor döneminde o koltuğa oturdu. Tartışmalı kararların, yatırımcı güvenini sarsan süreçlerin ve piyasada giderek büyüyen adaletsizlik algısının ardından SPK yönetiminde yaşanan değişim, doğal olarak beklentileri de yükseltti.
Çünkü son yıllarda Türkiye sermaye piyasalarında yaşanan bazı gelişmeler, “küçük yatırımcı korunuyor mu?” sorusunu çok daha yüksek sesle sordurmaya başladı.
Özellikle bazı halka arzlar…
Bir kısmı kısa süre içinde konkordato ilan etti.
Bir kısmında patronlar hisselerin neredeyse tamamını küçük yatırımcıya devredip kenara çekildi.
Bazılarında ise fiyat hareketleri hayatın olağan akışını aşan seviyelere ulaştı.
Türk İlaç ve Serum ile Kontrolmatik örnekleri hâlâ hafızalarda çok taze.
Bir dönem büyük hikâyelerle pazarlanan bu şirketlerin geldiği nokta, sadece yatırımcı açısından değil, SPK açısından da ciddi bir sorgulama alanı oluşturdu. Çünkü sermaye piyasasının temel görevi, şirketleri borsaya taşımak kadar yatırımcıyı korumaktır.
İşte Mahmut Sütçü tam da böyle bir atmosferde göreve geldi.
Sütçü’nün geçmişi dikkat çekici. 2016-2024 yılları arasında Gelir İdaresi Başkan Yardımcılığı yaptı. Yani devlet refleksini bilen, maliye kökenli, kamunun parasına karşı hassasiyetle yetişmiş bir bürokrat.
Bu önemli bir detaydır.
Çünkü Gelir İdaresi kültürü, “tüyü bitmemiş yetimin hakkı” anlayışının en sert hissedildiği kurumlardan biridir. Şimdi piyasadaki beklenti şu: Aynı hassasiyet SPK’ya da taşınacak mı?
İlk sinyaller dikkat çekici.
Mahmut Sütçü başkanlığındaki SPK, göreve geldikten kısa süre sonra son yılların en önemli düzenlemelerinden birine imza attı. Fiili dolaşım oranı yeniden tanımlandı. Patronların kendi kontrolündeki serbest fonlarda bulunan hisseleri artık fiili dolaşım hesabına dahil edilmeyecek.
Bu teknik gibi görünen değişiklik aslında çok kritik.
Çünkü yıllardır bazı hisselerde “sözde fiili dolaşım” üzerinden endeks etkisi yaratıldığı konuşuluyordu. Patronun kontrolündeki fonlarda duran hisseler piyasada gerçekten işlem görmüyor ama sistem bunları dolaşımda kabul ediyordu.
Yeni düzenleme bu oyunu büyük ölçüde bozuyor.
Bu sadece teknik bir revizyon değil; endeks manipülasyonlarına karşı ciddi bir mesajdır.
Ama SPK bununla da yetinmedi.
Geçtiğimiz günlerde Türkiye’nin en güçlü ailelerinden biri olan Altınbaş Grubu’nun sahibi olduğu aracı kuruma ve Nusret Altınbaş’a işlem yasağı getirildi.
Ceza verilen hisse, yaklaşık 4 ay içinde yüzde 1.500 yükselmiş, ardından neredeyse başladığı seviyeye geri dönmüştü.
Piyasada herkesin konuştuğu ama uzun süre kimsenin dokunmadığı bir tabloydu bu.
Sonunda SPK masaya yumruğunu vurdu.
Şimdi asıl soru burada başlıyor:
Bu operasyonlar sadece belirli isimlerle mi sınırlı kalacak?
Yoksa gerçekten yeni bir dönem mi başlayacak?
Çünkü borsada sadece yüzde 1.500 yükselen hisseler yok.
Yüzde 2 bin…
Yüzde 10 bin…
Hatta yüzde 40 bin yükselen hisseler oldu.
Evet yanlış okumadınız: yüzde 40 bin.
Hayatın olağan akışına aykırı hareketlerden söz ediyoruz.
Bir şirketin gerçek faaliyetleriyle, bilançosuyla, üretimiyle, kârlılığıyla açıklanamayacak fiyatlamalar bunlar. Böyle hareketlerin olduğu yerde manipülasyon tartışması kaçınılmazdır.
Şimdi piyasa şunu merak ediyor:
SPK’nın yeni dönemi gerçekten tüm bu alanlara uzanacak mı?
Yoksa Nusret Altınbaş dosyası “örnek operasyon” olarak mı kalacak?
Çünkü piyasada güven ancak eşit uygulamayla sağlanır.
Küçük yatırımcı ancak kurallar herkese aynı işlediğinde korunur.
Borsa ancak adil olduğunda büyür.
Bugün Türkiye sermaye piyasalarının en büyük ihtiyacı yeni halka arz değil, yeni güven ortamıdır.
Mahmut Sütçü’nün önünde işte tam da böyle tarihi bir sınav duruyor.
Önümüzdeki haftalarda SPK’nın atacağı adımlar, yalnızca bazı hisselerin kaderini değil, Borsa İstanbul’un gelecekte nasıl bir piyasa olacağını da belirleyecek.






