Para Piyasası Fonunda Akıl Almaz Uygulamalar: Kanundan Büyük Oyuncular
Türkiye’de finansal piyasaların en temel taşlarından biri, güven esasına dayanan yatırım fonlarıdır. Hele ki para piyasası fonları, düşük risk profili ve kısa vadeli enstrümanlara yatırım yapma zorunluluğu nedeniyle yatırımcının “güvenli liman” olarak gördüğü araçlardır. Ancak son dönemde yaşanan olaylar, bu güvenli liman algısını kökten sarsacak nitelikte.
Çünkü Türkiye’nin en büyük aracı kurumlarından birinin yönettiği bir para piyasası fonunda akıl almaz uygulamalar ortaya çıktı.
Para Piyasası Fonunda Hisse Senedi Mi? Evet…
İlk şaşkınlık burada başlıyor: Söz konusu fonun portföyünde hisse senedi bulunuyor.
Evet, yanlış duymadınız. Para piyasası fonu kategorisinde olan bir fon, gidip hisse senedi yatırımına girmiş.
Normalde bu fonların amacı nettir: Günlük likidite sağlayan, düşük oynaklıklı, kısa vadeli yatırım araçlarına yönelmek. Peki o zaman hisse senedi, böyle bir fonun portföyünde ne arıyor? Bu sorunun makul bir cevabı yok.
Bitmedi: 1 Yılın Ötesinde, 4–5 Yıllık Tahviller
Daha da ilginci, fonun portföyünde vadesi bir yılın çok üzerinde, hatta 4–5 yıla kadar uzanan tahviller bulunuyor.
Bu, para piyasası fonu tanımının ruhuna açık bir aykırılık.
Mevzuata göre para piyasası fonları kısa vadeli enstrümanlarla sınırlıyken, uzun vadeli tahvillerin bu fonlara nasıl dahil edildiği ciddi bir muamma.
Kendi Aracı Kurumuna Fon Açmak
Ancak hikâye burada bitmiyor. Fon, yatırımcılardan topladığı parayla her gün kendi aracı kurumuyla borsa dışı repo/ters repo işlemi yapıyor.
Yani fon, adeta yatırımcı parasını kendi kurumunu finanse etmek için kullanıyor.
Bu durum hem etik açıdan hem de risk yönetimi açısından tartışmalı bir pratik. Dahası, bu kadar sıkı bir fonun bu işlemi her gün yapması, soru işaretlerini büyütüyor.
Piyasadan Ayrışan Yapı
Piyasadaki rakip fonlara bakıldığında, benzer bir uygulamanın hiçbirinde görülmediği açıkça ortada.
Ne hisse senedi var, ne bu çapta uzun vadeli tahvil, ne de kurum içi finansman işlevi gören repo işlemleri.
Peki bu ayrışma nereden geliyor?
Bu özgüvenin kaynağı neresi?
Mevzuatı mı büyük görüyorlar?
Piyasayı mı?
Rakipleri mi?
Yoksa yatırımcıları mı?
Güç Zehirlenmesi: Klasiğin Güncel Versiyonu
Bu tablo, finans literatüründe sıkça geçen bir kavrama, güç zehirlenmesine işaret ediyor.
Regülasyonun zayıfladığı alanlarda, finansal kurumlar kendilerini dokunulmaz görmeye başlıyor.
Arkasına bürokrasiyi, bazı karar vericileri veya belli odakları alınca, hesap verme sorumluluğu da buharlaşıveriyor.
Ama unutulan bir şey var:
Dünya Sultan Süleyman’a kalmadı.
Güç kimseye baki değildir; yol verilen her uygulamanın sonunda bir bedeli olur.
Bir Yıldır Piyasanın Dilinde: Manipülasyonlar, Piyasa Bozucu Eylemler ve “Yaratıcı Teknikler”
Bu arkadaşların yaptıkları manipülasyonlar, piyasa bozucu eylemler, “yaratıcı manipülasyon teknikleri” ve açık mevzuat tanımazlıklar son bir yıldır piyasada herkesin dilinde.
Bu şahıslar, adeta sermaye piyasasının altına dinamit döşedi.
Türkiye sermaye piyasalarının yıllardır güçlükle inşa edilen kurumsal yapısına büyük zarar verdiler.
Kısacası:
Ceplerini doldurmak için bu ülkenin finansal düzenine verdikleri zararın haddi hesabı yok.
İronik olan şu ki, en çok da “vatan, millet” sözleri ağızlarından düşmüyor.
Machiavelli’yi iyi okumuş “filozof borsacılar” bunlar; amaca giden her yolun mübah olduğuna inanmış bir tüccar aklı…
Neden İsim Vermiyorum?
Normalde böylesi bir tablo karşısında ilgili kurumun adını açıkça yazmak gerekir.
Ancak isim vermekten kaçınmamın sebebi, finansal gerçekler değil; bürokratik ve yargısal tuhaflıklar.
Yanlışı yapan onlar, ama dile getirince suçlu pozisyonuna düşen yine biz oluyoruz.
Eleştirdiğiniz anda üzerinize çöken bir yapı var.
Bu yüzden isim yok; ama sorular ortada.
Ve Son Söz: Sadi Şirazi’den Bir Hatırlatma
Sadi Şirazi’nin yüzyıllar öncesinden kalan o bilge sözü, bugün dahi geçerliliğini koruyor:
“Hükümdar yol vermeden eşkıya kervan basamaz.”
Bugün finans piyasalarında yaşananların özü tam da budur.
Yol verilmezse, kimse ölçüsüz risk alamaz; kimse yatırımcı güvenini çiğneyemez.
Ve unutmayın. Hukuk ve adalet herkese lazım. Sadece bize lazım olana kadar önemini anlamıyoruz.
Sevgiyle kalın.





