Karne
Eve geldim, biraz canım sıkkın. Karne çantamda. Son çeyrekte işler iyi gitmemiş, karne notum D gelmiş. Son 3 ayda bir tane bile konut kredisi verememişiz şubece. Müdür olmak günah keçisi olmak demek bir yandan da! Ne anlatsan kimse dinlemiyor; sen konuşmaya başlayınca seni dinlemesi gerekenler cep telefonlarına bakıyor, sen susunca sanki seni dinlemiş gibi yapıyorlar ve “olmaz böyle” diyorlar.
Karne işi böyle; takılırlar bir yere, didikler dururlar. “DTH hâli ne böyle, şube eriyor fark ediyor musun?” diyor bir renkli gözlü. Ondan sözü gözlüklü olan alıyor, “Ne bu karnenizin hâli?” diye başlıyor, bireysel kredilerden bahsediyor. Zayıfça olan kadın, ücret ve komisyondan dem vuruyor; artış oranı banka ve bölgenin altında kalmış diyor. Susunca toplantı erken bitiyor. Susuyorum.
Her konuşmacı beğenmediği yeri okuyor, büyük ciddi bir iş yapar gibi. Diğerleri cep telefonlarında köpeğin mamasını alıyor, kuaföre EFT yapıyor, kışın gidecekleri kayak otelini ayarlıyor.
Şubeci olmak sabır işidir.
Karne işini oldum olası sevmedim.
Eve canım sıkkın geliyorum, karnem kötü. Hayat pahalı, enflasyon maaşlıları yok ediyor, ev sahibine artışlı kirasını yolluyorum. Para Medya “yazı nerede” diye pazar günü arıyor. Remzi Bey şakayla karışık “senin performansından memnun değilim” diyor, “karnen geçen sene zayıf doluydu” diyor; yazıları düzenli yollayamadığımdan bahsediyor.
Bu ülkede düzenli olan tek şey “kadın ve çocuk ölümleri”; neden düzenli olmam bekleniyor ki!
Kızım karnesini almış, söylemiyor nasıl olduğunu. Ben de üzerinde durmuyorum. Sonuçta biliyorum, hayatta karnenin hiçbir işe yaramadığını.
Hafif kilolu olan bölüm başkanı karşı çıkıyor: “Ölçemediğiniz hiçbir şeyi büyütemezsiniz” diyor. Ölçme ve değerlendirmenin çok önemli olduğunu söyleyerek sözlerine devam ediyor. Bir ev fiyatı kadar mevduat artışı olmamasını neyle açıklayacağımı merak ediyor. Bir önceki arkadaşımı da rakamlarındaki artıştan dolayı tebrik etmişlerdi; oysa şube kapatılıp iki şube birleşmişti. Yönetenlerin haberi yoktu şube kapamasından ve birleşmesinden. Neyse… Hepsi mesajlarını yönetiyor, ben de kısa bitsin diye susuyorum. İyi ki bölge müdürleri var! Her şeye hâkimler.
Karneler dağıtıldı, şimdi kayak merkezlerinde sıcak içkilerimizi içeceğiz. Karlar çok şeyi kapatıyor belki ama sonuçta bir gün gelecek; kapatılan gerçekler bir yazıyla ortaya çıkacak.
Kızım takdir almış ama saklıyor. “Gereksiz” diyor, “başkasının beni takdir etmesini sevmiyorum” diyor. Bana çekmediği belli. Ben kırıkları düzeltmek için ev fiyatı kadar mevduat, konut kredisi ve DTH bulmalıyım; gece uzun uykularımı bölerek uyanmalıyım. Sonuçta ölçme ve değerlendirme var. Ölçenlerin ölçülmediği, seçilenlerin seçkin olarak yaşadığı günümüz dünyasında Ne önemi var ki karnenin?
Karneyle ekmek dağıtılan fedakâr kuşakların torunlarıyız ne de olsa. Karnelerde Atamızın fotoğrafı yok, belki ama kalbimizde yeri tartışmasız, çok özel. Ne mutlu bizlere.
Karne ile ekmek alınan günler geride kaldı, karne yüzünden ekmekten olanların sayısı ise her geçen gün artıyor.
Neyse karın keyfini çıkarmalıyım izninizle …
Ertugrul SADIKOĞLU
[email protected]






